Onur Şentürk -The Girl with the Dragon Tattoo

David Fincher’ın meşhur filmi The Girl with the Dragon Tattoo filminin opening title’larını yapan Onur Şentürk ile title’ların yapım sürecini konuştuk.

Onur selam, nasılsın?

Teşekkür ederim. Gayet iyiyim yeni bir film daha bitirdiğim için heyecanlıyım. Bir yandan yeni yapacağım işleri düşünüp yer yer yeni yer yer eski bir şeyler izleyip, bir şeyler dinleyip, okuyup, araştırma vaziyetlerindeyim.

The Girl with the Dragon Tattoo’yu izledin mi?

Diğer tüm Fincher filmleri gibi evet. Hatta defalarca. Bence iyi filmler tekrar tekrar izlenerek zamana meydan okurlar.

Filmin opening title’larını yaptın biz çok beğendik sen ne düşünüyorsun?

Yapım sürecine dahil olduğum her iş gibi biraz ortada bir yerde duruyorum. Bazen diyorum bayaa iyi, bazen de şurası şöyle olsa böyle daha iyi olurdu tarzı sorgulamalarım oluyor. Jeneriğin tamamı CG malum. Tek düşündüğüm şey ve pişmanlık da diyebiliriz. Belki küçük ölçekli setler kurulup bir kısmı kamerayla çekilse daha ilginç şeyler olabilirdi. CG temel prensip olarak planlamaya bağlı bir method ve ulaşmak istediğin sonuca yavaş yavaş yaklaşıyorsun. Çekimde ise daha anlık gerçekleşiyor. Belli şartları oluşturup bir araya getirip çekiyorsun. İkisinin de süreç içinde yeri ve sonuçları kendi içinde güzel şeyler oluşturuyor. Önemli olan nerede nasıl kullanmakla ilgili olan kısım.

Ellerine sağlık tekrar. İş sana nereden nasıl geldi?

İnternette işlerimi görmüşler filmin doğasına ve ruhuna yakın olduğumdan dahil edildiğimi düşünüyorum.

Peki sana görsel bir kurgu verdiler mi, Yoksa kafana göre mi takıldın?

Bana yazılmış paragraflar geldi ben de onları görselleştirdim. Bu kısımlar bittikten sonra cinsellik ve görsel metaforları birleştirdiğim tasarımlar yaptım. Bunlarda jeneriğin genel sinematografisine katkıda bulundu. Düşündüğümde bu iş James Bond jeneriklerine kıyasla katrana bulanmış fiziksel ve mental şiddete maruz kalmış ayrı bir şey. James Bond ne kadar gerçekçi hale getirilse de bir güç pornosu içten içe kusursuzluk ve lüksü kutsayan bir seri. Bu filmdeki hikaye de karakterler de birbirinden sorunlu karakterler. Dolayısıyla jenerik de kendi içinde kusurlu dünyayı, Salander’in kusurlu bakış açısını ve bilinçaltını tasvir etme görevini üstleniyor.

Karelerin hepsi ayrı güzel. Bizim içerlerinde favorimiz “SALANDER ATTACKS HER FATHER”da bağıran portre. Senin favorin var mı?

Onları ben de seviyorum. Sadece o karelerde şiddet kullanımı biraz fazla direkt. Bu kötü bir şey değil. Yanlız bir filmde şiddet kullanımı doğru dozda olmalı, özellikle jenerikte. Bu da doğası gereği öyle işlerden biri. Cinsellik ve şiddet çok güçlü elementler, filmlerde overdose kullanıldığında bir filmi ne kadar ucuzlaştırıp içindeki güzel olan şeyleri yok edebileceğini iyi kestirmek lazım. İster istemez her iki kavram da fazla kullanıldığında pornografik bir yola doğru sapıyor. Benim sevdiğim kareler de var, sevmediğim de. Genel olarak hepsinden belirli bir ölçüde memnunum. Karakterin zihnini doğru bir yerden tasvir edebildiğimi düşünüyorum.

İşi bitirmen ne kadar sürdü? Masa başında en çok hangi müziği dinledin, en çok ne yemek siparişi verdin?

4 ay. Sadece ben değil en az 50 kişilik ekip de bu işin yapımında görev aldı. Müzik olarak o dönemler endüstriyel rock, metal, ambient ve IDM arası gidip geldim. Çünkü jenerik de aslında filmin esas karakteri Salander’in zihnindekilerin ekrana yansıması. Yani bu karakterin de pek chill out, house dinleyecek hali yok. (en azından bu filmde) Aslında Nine Inch Nails de çok uygun ve direkt karakterin doğasına hitap ediyor. Bu yüzden Trent Reznor’un filmin müziklerini yapması çok da sürpriz değil. Şarkı olarak en fazla jenerikte kullanılan Immigrant Song dinlendi tabii ki. Yemek siparişi oralarda pek tercih edilen bir şey değildi. Zaten sağlıklı prodüksiyon ortamında masa başında ya da ofiste yemek en zararlı şeylerden biri. Masa başında “no bullshit” çalışıp, öğle ve akşam dışarıda olmak çok mantıklı. Zamanı ve yenilen öğünü değerli kılan bir şey. İmkan varsa ve şartlar uygunsa yapınız, yaptırınız. Coğrafya gereği meksika mutfağı, iyi burgerler, vegan hafif öğünler, noodle, ramen artı güzel kahve vs şeklinde gidiyordu.

Peki senin dövmen var mı? Varsa nerede? Hikayesi ne?

Dövmem yok. Düşündüm daha sonra vazgeçtim.

Şu an nerede ne işle meşgulsün? Kısa film projenin kısa bir parçasını gördük. TATUMAG okuyucularına küçük bir spoiler verebilir misin?

Şu an Türkiye’deyim. Yeni kısa filmimi bitirmekle uğraşıyorum. Uzunca süredir kendi başıma başlayıp, herşeyini kendim bitirdiğim bir iş yapmamıştım. Ticari projelerde birçok farklı disiplinde insanla çalışmanın yeri şüphesiz çok ayrı. Sonuç olarak da proje daha kolektif bir hale geliyor. Zaten makbulu de normali de olması gerekeni de bu. Benimki biraz kişisel inatlaşma ve kendi sınırlarımı yeniden keşfetmeye yönelik bir adım oldu. Film, tema olarak varoluşsal bilimkurguya daha yakın. Kurallarını kendim koyduğum bir evrende geçen yıkım ve tekrar doğumla ilgili bir deneyim. İleride umarım daha uzununu yapma şansı ve zamanı bulabilirim.

vimeo.com/onursenturk

www.onursenturk.tv

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads

You May Also Like

Kraken’in kurucusu Mehmet Kızılay ile dövmeleri üzerine

Mehmet Kızılay uzun zamandır işlerini takip ettiğimiz, beğendiğimiz yetenekli bir insan. Yaptırdığı dövmeler ve ...

“Yunus Günçe – İlhan Bilir” Tattoo Session

Yunus Günçe’yle Mama’s Boy Tattoo’da buluştuk. İlhan Bilir, Yunus’a yeni bir dövme yaparken, biz ...

Arizonalı fotoğrafçı “JOSEPH MADDON”

Joseph, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Nerede yaşıyorsun, ne kadar zamandır fotoğrafçılık ...