Halet-i Ruhiye Dövmeleri

Yazan: Ülkünur Arslan – twitter.com/arslanulkunur
Çizen: Berat Pekmezci – beratpekmezci.com

Bu dövmeyi yaptırmak her babayiğidin harcı değildir. Bravo sana evlat.” dedi dublaj sesli dövmeci. Sessizlik oldu. Bu yaşlı adam neden kendi kendine film çeviriyor diye idrak etmeye çalıştım ama ondan önce neden bu küf kokulu dövmecide olduğumu idrak etmem gerekiyordu.

Başa sarmayı denedim. 1. kadeh. Oh be! 2. kadeh. Kişiyi sil. 3. kadeh. Telefonun kırık ekranından yansıyan ben. 4. kadeh. Küçük bir balıkçı teknesi fotoğrafı. 5. kadeh. Eksik bir şey mi var hayatımda? 6. kadeh…

30 yıldır toplayamadığım cesareti 6. kadeh mi vermişti bana? Hadi verdi de geldim diyelim… Elimdeki katalog da neyin nesiydi? Ömrümce taşımaya değer bir şey olsun diye senelerdir derin mana arayışında olan ben, 6. kadehte dövmemi katalogtan mı seçmeye karar vermiştim?

“İnsan olmadığı birine dönüşemez” diye bir laf okumuştum. Demek ki ben özümde katalog dövmesi yaptıracak kadar “derin” bir insanmışım. Ne güzel…

Dövmeci bana gururla bakıyordu. Bana değil de kendi sanatına duyduğu bir gururla. Dublaj sesinin sponsoru kalın sigarasından bir fırt çekti. Önce anlam veremediğim ama hayatıma milat olacak şu cümleleri söyledi. “Bu dövme ruh haline göre değişecek. Kendine hoş geldin evlat.”

Benim de böyle sesim olsa ben de her cümleyi “evlat” diye bitirirdim diye düşündüm. Bu düşünce bileğimi çok acıttı. Koşarak bu aptal film sahnesinden çıkmalıydım.

Yatağa kendimi attığımda beynim zonkluyordu. Bir de bileğim. Sahi bileğim neden acıyordu? Yorgandan elimi çıkardım ve bileğimden elime taşan kocaman bir dövme gördüm. Gül dallarının içinde yatan bir kuru kafa! Şaka olmasını istedim. Hayatımın en kötü şakası olsun istedim. Dublaj sesli adam, altbenliğimin bir parçası olsun istedim. Delirmiş olmayı istedim. Olmadı.

Kuru kafaya baktım. O bana baktı. Güllere baktım. Onlar bana bakmadı. Sevilecek tek bir yanı yoktu bu dövmenin. Güller ve iki kuru kafa olarak uykuya teslim olduk. Bir uyusam geçer miydi? Ertesi gün ofiste oturmuş dövme sildirme merkezleri ararken patron odasına çağırdı. Biraz konuşmamız gerekmiş. Bugün de geç gelmişim. Aylardır aklım başka bir yerde gibiymiş. Etrafımdakileri de düşürmeye başlamışmışım. Böyle giderse zaten kriz de kapıda olduğu için… Beni yargılamak ona düşmezmiş tabii ama mesela o elimdeki dövme böyle kurumsal bir firmaya yakışıyor muymuş?

Elimdeki dövmeye baktım. “Only God can judge me” yazıyordu. Güller ve kuru kafa neredeydi? Onları kıçımdan mı uydurmuştum? Yuh! O kadar mı sarhoştum?

Patronun konuşması bitince bembeyaz suratımı alıp ofisten çıktım. Beynimin oksijenle temasından umutluydum. Tam bir saat hiçbir şey düşünmemeye çalışarak koşar adım yürüdüm. Ta ki onu karşımda görene kadar. Onun sokağına nasıl gelmiştim? Ayaklarım buraya mı götürmüştü beni? Akılsız ayakların cezasını kim çekecekti? Evden çıkıyordu. Hem de daha önce hiç görmediğim bir kadınla. Yanımdaki ağacın arkasına saklandım. Onlar uzaklaştıkça ben azaldım. Artık bir kişi bile değildim sanki. Neden bilmem, bir anda dövmeme bakma ihtiyacı hissettim. Göç eden kuşlara dönüşmüştü. Göç eden kuşlar geri döner miydi?

Dublaj sesli adamı düşündüm. Acaba Allah mı seslendiriyordu onu? Bu dövme gerçekten şekil mi değiştiriyordu?

Aradan altı ay geçti. Zaman içinde dövmem değil de ben dövmemin bir parçası haline gelmiştim sanki. Hep dalga geçtiğim katalog dövmeleri tek tek hayatımı yönetiyordu. Mesela bir gece yarısı mesaideyken “carpe diem”e dönüşmüş ve bir anda istifa etmeme sebep olmuştu. Kredi kartı ekstrem geldiğinde barkod şeklini almış, tüm kartlarımı iptal ettirmemi sağlamıştı. Bir sabah yürüyüşünde bana gülümseyen mavi gözlü adamdan sonra dört yapraklı yoncaya dönüşüp onunla tanışmam için gaza getirmişti beni.Adam hayatımın adamı olmakla kalmayıp, masmavi gözleriyle yıllardır istediğim küçük tekneyi yapmaya başlamamda bana ilham olmuştu.

Şu son iki aydır tek yaptığım gece gündüz tekne için çalışmak. Tabii ki çapa şeklindeki dövmemle. Bazen durup düşünüyorum, hayal kataloğu diye bir şey olsa balıkçı teknesi kesin ilk sayfadan girer oraya.

Katalog demişken… Dublaj sesli dövmeciyi bir daha görmedim. Ama eğer görürsem ona bir çift lafım var. “Sigarayı derhal azaltmalısın ihtiyar.”

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads

You May Also Like

Neden dövme yaptıramıyoruz?

Ülkünur Arslan Barış Sarhan B: Neden dövmeniz yok? Ü: Dövmem yok çünkü kendime layık bir dövme olduğuna inanmıyorum. B: Siz kendinize dövmeyi mi yoksa herhangi bir şeyi mi layık görmüyorsunuz? Ü: Hayatım boyunca taşıyacağım bir şeyin bana layık olması gerektiğine inanıyorum. B: Buradan dövmecilerin henüz yeteri kadar iyi olmadığı sonucuna mı varıyoruz? Ü: Belki de benim hayal gücüm yeterince iyi değildir. Hayatım boyunca  ...

Erman Çağlar’la dövme hikayeleri “Yorgan İğnesi ve Mürekkep”

Yazan: Erman Çağlar Hiç dövmem yok, bilemem. Ama dövme yaptırmaya karar vermiş çok insanlar ...

Ruhuma sahip olabilirsin ama bedenime asla!

Yazan: Ülkünur Arslan – twitter.com/arslanulkunur Çizen: Tolga Tarhan – behance.net/tolgatarhan Tim Steiner sırtında 150 bin ...