Dövmede 20 yılı deviren meşhur dövme sanatçısı DANNY GARCIA

20 yıllık dövme hayatının 10 senesini Kadıköy’deki dükkanı Inkstanbul Artcore’da geçirdi. 10 sene boyunca birçok insanı dövmeyle tanıştırdı. Sanatla kaynaştırdı. İşi öğretti. İnsanları birbiriyle buluşturup insanların ufkunu açtı. Danny ve dükkanı dünyadan isimler de dahil olmak üzere birçok insan için çok önemli oldu. Dövmeyi; kültürüyle, sanatıyla, partisiyle, sevgisiyle, saygısıyla o dükkanda yaşattı.

Danny selam. Nasılsın, nasıl gidiyor?

3 yıldır yavaş gidiyor aslında. Yeni dükkanla beraber, bakalım yeni bir sayfa, yeni bir tayfa yeni bir enerjiyle başlayacağım.

3 senelik aradan sonra kendi dükkanında devam ediyorsun.

Evet. Başka insanlarla çalışmayı denedim ama 20 yıldan sonra o kafaya pek giremedim. Yapamadım yani. Tek başına olmak daha iyi geldi.

20 yıl oldu di mi?

21 olacak hatta. 97’de başladım.

Ara verdiğin bu 3 senede neler yaptın?

Bir ara Brainers Ink’e girdim. 1-1.5 sene orada takıldım. Sonra Avrupa Yakası’na geçtim. Grimm’de çalıştım. Emre, benden eski bir dövmecidir. Çok da eski arkadaşımdır. Bu işe Taksim’de başlayıp, Kadıköy’e gelmiştim. Fakat bu defa Taksim’de çok kalamadım.

Taksim’de ne kadar kaldın?

Taksim’de Araplar, kebaplar, dönerler, lahmacunlar derken 6 ay dayandım. Sonra Kadıköy’de eski dükkanımın sokağında ev tuttum orada home studio olarak devam ettim.

Aklında Inkstanbul Artcore’daki gibi bir büyüme var mı tekrar?

Büyümek hiç yok. Hatta gitmek var aklımda. Gittiğim yerde dövmeye devam etmek.

Peki 20 yıl dedin, dövmeye nasıl başladın?

PJ vardır tanır mısınız. O, bana sen dövme yapmalısın dedi, o iş öyle gitti. Tamamen tesadüfi. Türkiye’ye geldiğimde dövme konusu çok geniş kapsamlı değildi. İlk kontürlü dövme, ilk renkli dövme konuşuluyordu. Kendimi doğru zamanda doğru piyasanın içinde buluverdim. Aslında grafik okudum ama hiçbir zaman dövmeci olmak gibi bir hayalim yoktu. Her zaman biraz heavy metal dinledik, dövmeyi seviyorduk ama biraz tesadüfi oldu diyebiliriz.

Grafiği nerede okudun?

Almanya’da Köln’de. 94’te mezun oldum.

Buraya nasıl geldin?

Almanya’da doğdum. Buraya tatile geldim ve kaldım. Annem Türk babam İspanyol. Onlar Almanya’da buluşmuşlar beni yapmışlar. Ama anneannemler, tüm aile hepsi burada.

Danny’nin soyadı Inkstanbul Artcore’du gerçekten. Ne zaman açmıştın o dükkanı?

Inkstanbul Artcore’u 2004 Kasım’da açtım. Tam 10 yıl devam etti. 2014 Kasım’da tam 10. yılında kapattım.

10 yıl içinde oraya kaç guest tattooist geldi hatırlıyor musun?

30-35 tane gelmiştir. Dünyanın dört bir yanından sanatçılar geldi. Hepsi de davet edilmeden, kendileri geldiler. Türkiye’de de böyle işler yapılıyor diye hepsi heyecanla katıldı.

Peki sen guest tattooist olarak bir yere gittin mi?

Ben şimdiye kadar sadece Almanya’ya gittim.

Türkiye’de son 4 yıldır convention yapılıyor. Sence nasıl gidiyor?

Beklenilenin çok çok üstünde gidiyor bence. Yurt dışından katılımlar arttı. Ortam güzel. Gittikçe de güzelleşir bence. Bilmiyorum hiç gittiniz mi ama iğne atsan yere düşmez. Tıklım tıklım. Türkiye’de beklediğimden kesinlikle çok çok daha iyi. Herkes çok barışçıl. Galiba bir tek o 3 gün boyunca bütün dövmeciler birbiriyle kanka.

Kavga mavga çıktı deniliyordu.

Yok ya, hiç öyle bişi yok. Bi’ karışıklık oldu diye duymuştum. Karışan tek yer bence yerinin değişmiş olması. Eskiden Halk Eğitim’de yapılıyordu, harikaydı yeri. Müthişti, çok çok iyiydi. Panayır gibi oluyordu gerçekten harika yani. Geçen sene XL’ın aşağısına alındı.

Bir sonraki convention ne zaman biliyor musun?

Bu sene OHAL’den dolayı nisana aldılar galiba. Normalde eylül-ekim yani bu dönemlerde olmuş olması lazımdı.

Şimdi sen 20. yılını doldurdun. 20 senedir müşterin var.

Sakın sayısını sorma 🙂

🙂 Bu 20 sene içinde İstanbul’dan Kadıköy’den ya da dünyanın herhangi bir yerinden sana müşteri olarak gelen insanların dövmeye bakış açısını sorucam. Mesela insanlar sana 20 yıl önce ne dövmesi yaptırmaya geliyordu şu an ne dövmesi yaptırmaya geliyor?

Oldschool yaptırmaya geliyorlardı, hala bunun için geliyorlar.

Bu yeni akım dövme tarzlarından yaptırmaya geliyorlar mı, ki çoğu senin çizgine aykırı.

Oldschool zaten akım içinde olmamak demek. Oldschool her zaman oldschool. Bu yeni akım tarz dövmeler 2 yılda bir değişiyor. Bugün var, yarın yok. Ama oldschool her zaman var. İlk günden bugüne kadar hiçbir şekilde değişmeyen, kalıcılığı ve anlam yüklülüğü olarak bence en yoğun tek tarz bu. Oldschool için “abi çok basit” falan filan diyorsan yola sondan başlıyorsun demektir. Çünkü kontürü nasıl yaparım, rengi nasıl koyarım, nasıl gölge yaparım ilk 3 derstir. Bunları adam gibi düşünmüyorsan, dövmelerin 2 ay sonra 1 dilim pizzaya dönüşür.

Peki oldschool dövmeyi, “ben her tarz dövmeyi yapıyorum” gibi değil de, senin yanında yetişmiş, kültürüyle benimseyip yapan birileri var mı?

Ahmet Atalay ve Gökçe Korkmaz var. Bu işi kültürüyle de sanatsal eğilim olarak da ideolojik olarak da doğru yapan. Çok insan var tabii, hepsi renkli ve oldschool, traditional, neo-traditional falan çalışıyor. Ama mainstream dükkanlarda çalıştıkları için piyasaları daha karma olduğu için her dövmeyi yapıyorlar. Sonuçta herkes her şeyi yapıyordur. Bir yerde ticaret. İş orada zanaatçı ve sanatçı diye ayrılıyor bence biraz.

Bir hikaye duyduk. Dükkana gelip “butt…’a kelebek yaptırmaca”. Dövme için garip hikayelerden biri. Gerçek mi, şehir efsanesi mi?

Onu Türkiye’ye ayak basan ilk guest tattooist Fred yaptı. Fred’e gelen ilk müşteriydi. Adamın bir tane doğum lekesi varmış orasında ve bundan çok rahatsızmış. Hayat boyu rahatsızlığını yaşamış. Onu kapattırdı. Bir kelebekle. Herkes çok şaşırmıştı. Sadece onun için değil benim için de garip bir hikaye oldu, tabii hiç beklemiyordum. Neler neler var öyle.

Bir tane daha duymak isteriz.

Hepsi garip hikaye aslında. Kedi ve hayvan sevgim bilinir Moda’da. Dükkanımda çok kedi vardı. Hatırlıyorum 20-25 tane falan. Bir gün kapı çalıyor. Kapıda bir teyze var. Niye çalıyor kapıyı acaba derken koşturduk kapıya. Açtım. Teyze hiç bana bakmadan dükkanın içine doğru ilerlemeye başladı duvarlara baka baka. Duvarlarda da oldschool ejderler, dragonlar var. Ebru karşıladı “teyzecim nasıl yardımcı olabiliriz” diye. Teyze, “yavrum işkembe var mı?” dedi. Biz hepimiz gülmeye başladık tabii. Meğersem teyze kedileri görüyor, orayı veteriner sanıyor ve işkembe dediği şey de köpeklerin kemik gibi kemirdiği kahverengi şey vardır ya, o. Ondan istemiş, bütün olay oymuş.

O dükkanın bir veteriner sanılma olayı hep vardı zaten.

E tabii. Veteriner, gay club, cafe, elektrikçi sanan çok oldu. Bi’ tane teyze ütü getirdi. Elektrikçi sanmış. Ondan sonra birçok şey sanıldı garip garip. Tugay Toksöz isimli Yeşilçam sanatçısının eviymiş orası aslında.

Inkstanbul Artcore’da her şey sabaha kadar devam ederdi. Sabahlara kadar tattoo party’lerin devam ettiğini hatırlıyoruz.

Tabii ya non-stop 5 gün dövme partisi verip, yine 6. gün hayvan gibi işe giriştiğimi bilirim. O işkolikliğimden kaynaklanıyor. İşimi seviyorum işimle hayatımı bir tutmayı seviyorum. O 10 yılın içinde ne ilişkilerimi yürütebildim ne ev hayatını yürütebildim ne de hayvanlara yeterince bakabildim. O yüzden şimdi bu dükkan iyi oldu isim değişikliği falan. Eskiden kalan hiçbir şey taşımak istemiyorum.

Sen dövmelerini kime yaptırdın?

Gelen herkese, karşıma çıkan her dövmeciye.

“Bu adama dövme yaptırmayı çok sevdim. Benim için bu dövmenin yeri, bu adamın yeri ve çalışmasının apayrı önemi var” dediğin isim kim?

Ben dövme yaptırmaktan nefret ederim. Çok acıyor. Kendime de bakmayan bir adamım. Bi’ şekilde sonradan kendime çok küfrediyorum. EKO yani Erkan Keser, Almanya’da Mannheim’de bir Türk. Bir punk grubu var. A.Y.I.L.A.R ile birlikte konsere gelmişti. Konserde tanıştım. Dövmeciymiş. En çok ona dövme yaptırmayı seviyorum. Çünkü hızlı çalışıyor. Canım kısa bi süre yanmış oluyor. Yaptırdığım en büyük dövmeyi de ona yaptırdım. 4.5 saat kıçımın orada non-stop çalıştı. Yani hızlı değilse ben kopuyorum. O dövme kesin yarım kalıyor. O yüzden oldschool iyi ya. Gölgeleme yok. Her renk sadece 1 ton falan.

Hatırladığım kadarıyla senin böyle koleksiyon denebilecek kadar çok makinan vardı.

Evet 100’e yakın makinam var. Yıllar içinde biriken makinalar. Hepsi özel yapım, eşi yok. Biraz fetişizm diyebiliriz.

Şimdi insanlar yavaş yavaş dövme makinası yapmaya başladı biliyorsun. İyi makinalar yapılabiliyor mu, nasıl sence?

Dövme makinasını yapan adam çok iyi dövme yapıyorsa, çok iyi dövme makinası yapabilir. Bir de imkanı olması gerekli tabii. O da nadir bir durum. Bence yurt dışındakilere bıraksınlar. Hem onların background’u çok daha geniş hem daha fazla bilgi sahibiler. Biz millet olarak öğrenmeye ve bilgi edinmeye açık değiliz. En kötüsünden en iyisine herkes kendini en iyi sanıyor. Türkiye’de bilgiler yarım yamalak. Eksik olan bilginin var olduğunu kabul etmiyorlar sonra ilerlemek mümkün olmuyor. Garip bir ego.

Inkstanbul Artcore’daki 10 sene içinde senin yanından piyasaya kaç isim çıktı?

10-12 insan çıktı. Bunların hepsi dövme de yapmıyor. Mesela Cem Soner. Birlikte çalışmayı en çok sevdiğim adam. Çok iyi bir asistan. Dövmeyle alakası yok. Ama bir dövme dükkanında olması gereken kişi. Çok sinirli. O yüzden seviyorum. Özellikle müşterilere karşı olan tatlı sert tavrını. Bir de Özge Bayram vardı. O da dövme yapmıyor. Ama bunlar hep ismi olan insanlar benim için. Çok iyi asistanlar.

Senin oturup en uzun sürede yaptığın dövme nedir?

Maksimum 1.5 saat yani tek parça halinde. Sabırlı bir adam değilim. Aşırı hiperaktifim. Sabırsızım. O yüzden realistik işler yapmıyorum. Ben öyle 1 cm alanda 8 saat duramam mesela. El boyunda dövmeleri yapmayı seviyorum. Onlar çünkü akıyor, enerji de güzel geçiyor.

Sana yeni yerinde başarılar diliyoruz.

Teşekkür ederim.

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads

You May Also Like

Dünyaca ünlü fransız dövme sanatçısı XOIL

Yıllardır işlerini inanamayarak takip ettiğimiz dünyaca ünlü dövme sanatçısı Xoil’e Okan Uçkun sayesinde ulaştık ...

Geometrik formları ve dotwork tarzıyla dikkat çeken başarılı dövme sanatçısı BİÇEM ŞİNİK

Geometrik formları ve dotwork tarzıyla dikkat çeken, Türkiye’de kadın dövmeci denilince ilk akla gelen ...

Oldschool dövme ustası “DESTROY TROY”

Öncelikle bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğin için teşekkürler Troy. Nasılsın, nasıl gidiyor? Şu an ...