Erman Çağlar’la dövme hikayeleri ” Keçi Dövmeli Kız”

Yazan: Erman Çağlar

Çizen: Murat Kalkavan – www.behance.net/muratkalkavan

Toplanın çocuklarım, kulak verin sözlerime. Dinleyin keçi dövmeli kızın dramını ve kendinize nice dersler çıkartın. Hikayeler üzerine kuruldu bu uygarlık, biraz kıymetini bilin. Biraz insan olun. Hepinizi görüyorum, olur olmaz işler peşinde ömrünüzü harcıyorsunuz, beş dakika otur şu hikayeyi oku denilince “hacım toplantım var, çıkışta da arkadaşlarla buluşacağız, ben sana facebook’umu vereyim, oradan haberleşiriz zaten” deyip kayıplara karışıyorsunuz. Yaşlanınca hikayesiz kalacaksınız, mal gibi olacaksınız. Mal gibi bir yaşlılık sizleri bekliyor böyle giderseniz. Hikaye dinlemeyenin, anlatacak hikayesi de olmaz. Ne çocuğunuza, ne torununuza sevdirebilirsiniz kendinizi. Bayramlarda zorla gelirler, bitsin bu eziyet de evimize gidelim, facebook’a girelim, dalgamıza bakalım diye saate bakarlar. Mallık kuşaktan kuşağa geçer. Gelecek kuşaklara mirasınız bu olmasın. Biraz dikkat ve özenle daha kafası çalışan, daha az mal kuşaklar yetiştirmek bizim elimizde.

Modern zamanlarda, plazalar diyarında huyu sevimli, kendi minyon bir kız yaşarmış. Okullar okumuş, işe girmiş, kıyafet koduna göre giyinmiş, her gün toplu taşımaya biner işe tam saatinde gidermiş. Her şey olması gerektiği gibiymiş de, içinde bir sıkıntı, bir türlü geçmek bilmez imiş. Akşamları arkadaşlarıyla çıkmış olmamış, sezon sezon diziler çeşit çeşit filmler izlemiş, konserlere gitmiş, flört etmiş, interneti gezmiş ama hiçbir şey fayda etmemiş. Sıkıntısı sindirelemeyen bir yemek gibi hep midesinin oralarda bir yerde, büyüdükçe büyümüş; günlerini zehir eder, geceleri uykularını kaçırır olmuş.

“Böyle olmaz!” demiş en sonunda minyon kız, “bunun için mi yaşıyoruz?”. Dert varsa derman da vardır, bu diyarda değilse başka diyarlardadır… Böyle demiş minyon kız ve aramaya başlamış. Yogaya yazılmış, meditasyona başlamış; bir takım kişisel gelişimcilere bir miktar paralar kaptırmış. Yeni ve değişik insanlarla tanışmış, hikayelerini dinlemiş, tavsiyelerini almış. Kimi aklına yatmış, kimi yatmamış, ama birinin sözleri aklına kazınmış: “Sessizliği ara, sessizliği bul. Kendi sesini unutana kadar sessiz kal, insan sesini unutuncaya kadar uzak kal. İnsanlığından sıyrılınca, insanlığın sana getirdiği huzursuzluktan da sıyrılacaksın.” Ulu bilge bu sözleri söylemiş ve ardından tüm katılımcıları Kaz Dağları’nda kurduğu sessizlik kamplarına katılmaya davet etmiş. Çıkışta da kızın seksen dolarını almış.

Dert varsa derman da vardır, bu diyarlarda değilse başka diyarlardadır. Böyle demiş minyon kız ve sessizlik kampına ön kayıt yaptırmış. Bavullarını toplamış, yıllık iznini kullanmış, tüm akraba ve arkadaşlarına haber salmış: Ben Kaz Dağlar’ına gidiyorum, iki hafta telefonuma ulaşamayacaksınız, merak etmeyin, beni düşünmeyin. Saçma sapan şeyler için kamp müdüriyetini arayıp beni telefona istemeyin. Sessizlik kampımı mahvederseniz ben de sizi mahvederim. İlk uçağa atlayıp bu şehre geri dönerim, evinize gizlice girerim, sizi uykunuzda yok ederim. İçimde bu kadar büyük bir öfke var, bunun geçmesi lazım, böyle olmayayım diye kampa yazıldım. İyi gelecek, inanıyorum.

İlk gün zor geçmiş, ikinci gün daha kolay. Üçüncü gün sıkıntıdan ağaçları ısıracak hale gelmiş, dördüncü günü uykuyla yemiş. Yoga, meditasyon, vegan yemek, şamanik müzikler derken ormanın derinliklerinden bir keçi çıkıp gelmiş kamp alanına. Vegan yemeğin kokusuna mı geliyor? Kim bilebilir? Minyon kız keçinin kafasını sevmiş, elinden ot yedirmiş. O andan sonra keçi kızın yanından ayrılmaz olmuş. Kızın konuşması yasak, keçi ise zaten konuşmuyor, çok iyi anlaşmışlar. Kız sessiz geçen bütün saatlerini keçiye bakarak geçirmeye başlamış. “Huzur bu demek ki” diye düşünmüş kendi kendine, “teşekkürler keçi, huzuru ormandan aldın bana getirdin”. Kamp bitince ayrılmak çok zor gelmiş ikisine de. Minyon kız ağlamış, keçi ağlamış. Artık konuşmak serbest olduğu için “seneye tekrar geleceğim” demiş kız keçiye, son kez vegan yemeğinden artanları vermiş.

Biz minyon kızı bu vesileyle tanıdık, keçinin dövmesini yaptırdı, bize hikayesini anlattı. İlk defa fotoğraftan keçi dövmesi yaptık, benzetmek için çok uğraştık. Ama burada bitmiyordu minyon kızın hikayesi, biz de dövmenin üzerine merhem tatbik ederken dinledik geri kalanını.

Söz verdiği gibi bir sene sonra geri dönmüş minyon kız kaz dağlarına, keçi dostuyla buluşmaya. Ancak hiçbir yerde bulamamış keçi dostunu, bütün ormanı aradıysa da. En sonunda yakındaki köylülere sormuş: Ey güzel köylüler, bir keçi var burada en değerli dostumdur. Mahsun bakışlıdır, tek süsü boynuzdur. Gördünüz mü, var mıdır haberiniz? Köylüler üzülmüş minyon kızın bu hallerine, demişler: O keçiyi biz yedik, yaşı geçiyordu ziyan olmasın dedik. Keşke burada bizimle olsaydın, yaşamdan öteye geçişini sen de kutlasaydın. Öyle dememişler tabi ki, düz bir şekilde yedik demişler. Kız üzülmüş tabi, “niye yiyorsunuz hayvanı” diye sinirlenmiş. Yakınlardaki sessizlik kampı nedeniyle bu tarz insanlarla uğraşmaya alışık olan köylüler de alttan almışlar, kıza ev yapımı salça ve pekmez hediye edip evine yollamışlar.

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads

You May Also Like

Garip Dövme Öyküleri – Kimlik Bilgileri

Yazan: Erman Çağlar Çizen: Ceyda Koç Koca gün hiçbir şey olmamıştı. Sıkıntı tehlikeli bir ...

Halet-i Ruhiye Dövmeleri

Yazan: Ülkünur Arslan – twitter.com/arslanulkunur Çizen: Berat Pekmezci – beratpekmezci.com Bu dövmeyi yaptırmak her babayiğidin harcı ...

Ruhuma sahip olabilirsin ama bedenime asla!

Yazan: Ülkünur Arslan – twitter.com/arslanulkunur Çizen: Tolga Tarhan – behance.net/tolgatarhan Tim Steiner sırtında 150 bin ...