Bunnykingx

 

Röportaj: Okan Uçkun

Bu güzel yaz günü bizi stüdyonda misafir ettiğin için teşekkür ediyoruz. İlk soruyla başlıyorum. Animasyon mezunu olduğunu biliyorum. Orkan Yılan dövmeye nasıl başladı ve nasıl Bunnykingx oldu?

Üniversite 2. sınıftaydım ve okulu bıraktım. Zaten sınıfta kalacağımı biliyordum. Okulu bıraktıktan sonra İstanbul’a geldim ve Bakırköy Magichand Tattoo’da Taner Arslan’ın yanında 2 ay asistanlık yaptım. Ardından Eskişehir’e taşınarak evde bir stüdyo kurdum. Orada dövme yapmaya devam ettim. Bir taraftan da barda çalışarak Kütahya’ya okula gidip geliyordum. 10 senede de olsa okulu bitirdim. Bu arada da dövmede 7. yılım olmuştu zaten, kısmet buymuş.

Peki animasyonla ilgili bir şeyler yaptın mı?

Yok abi, birkaç tane ödev yaptım onlar da çok kötüydü. Onları da bir gün öncesinde yaptım. (Gülüşmeler)

Peki Orkan Yılan nasıl Bunnykingx oldu?

Hemen anlatayım. Bunnykingx, kaplumbağa-tavşan hikayesinden geliyor. B.ktan bir hikaye aslında fakat basit hepimiz biliyoruz. Tavşan, kaplumbağaya yarış teklif ediyor. Yarışıyorlar ve tabii tavşan hızlı olduğu için ukala. Kaplumbağa ise birkaç arkadaşını yarışa sokuyor. Yarış bitiyor ve kaplumbağa kazanıyor. Bir çocuk olarak dinlediğinde, “ha tavşan ettiğini buldu” gibi bir konuya geliyor ama aslında yanlış. Çünkü kaplumbağaya hile yapıyor. Hikayenin sonunda da kaplumbağayı taçlandırıyorlar vs. Bu da bana ters geldi. Çocukluğumdan beri içimde bir uktedir. Oradan geliyor. Önce bu isim rabbitink ve rabbitking olarak sürekli değişti ve bir gün Fahrettin Demir’le otururken Bunnyking ismini söyledi, benim de hoşuma gitti ve öyle kaldı. Aslında hikayenin üstüne biraz da rakı muhabbeti oldu.

Sonundaki x ne peki? Instagram’da isim yok diye mi?

Aynen. (Gülüşmeler)

Uzun yıllar Eskişehir’deydin, peki İstanbul’a gelme hikayen nasıl?

Sektörde müşteri dahil malzeme vs. her şeyin kolay ulaşıldığı yer İstanbul’du. İlk olarak Shadow Tattoo’da başladım. 2 ay sonra kovuldum. Başka birisiyle stüdyo açacağımı öğrenmişti. Kadıköy’de önce bir ortakla birlikte kendi stüdyomu açtım. Sonra Brainers Ink, oradan Karaköy ve şu anda son olarak kendi home stüdyo’mdayım.

En mutlu olduğun yer neresiydi peki?

Kesinlikle home stüdyo.

Konuyu convention’a getiriyorum o zaman. İlk convention’da hiç beklenmedik bir alanda ödül aldın. Bunu biraz anlatır mısın bize. Tabii beklenmedik dememin sebebini de.

Evet hiç beklemediğim bir ödüldü. Zaten beklemezsin sanırım böyle bir ödülü. Çünkü realizmin popüler olduğu bir dönemdi ve bir bakıyorsun convention’daki insanlar 20-30 tane renk açmışlar. Bende de bu arada renk yok, malzeme eksik. Bir kuş dövmesini sketch olarak yaptım ve kırmızı-mavi renk ekledim. İş ödül aldı. Şu anda olsa hayatta alamazsın o ödülü.

Ekipman olarak ne kullanıyorsun?

Burak Uçuk’un makinesi ve birkaç tane de farklı makinem var ama alacağım yeni bir şeyler. Daha adaptörüm yok mesela.

Tarzını nasıl tanımlarsın? Farz ediyorum ki seni tanımıyoruz ve bilmiyoruz. Kendini bir kalıp içerisinde tanımlar mısın?

İllüstratif bir şeyler yapmaya çalışıyorum yapabildiğim kadar tabii. Ama tarzımı sorduğunda illüstratif demek isterim kütür kütür.

Peki nasıl çalışıyorsun. Bu tasarımlar nasıl ortaya çıkıyor?

Öncelikle bir fikri olması gerekiyor. O fikir üzerinden tabii ki beğendiği örnekleri de istiyorum ve bir şeyler ortaya çıkmaya başlıyor. Fakat her zaman da kolay olmuyor. Bazen gerçekten işin içinden çıkılamayabiliyor. Örneğin kişi çok fazla tarz üzerinde beğeni sahibi oluyor vs. Yani açıkçası biraz güvenle yürüyor bu iş. Şu anda da onu yakaladığım çok insan var. O yüzden mutluyum.

Dövme sektörü ile ilgili bir soru soracağım. Sektör son yıllarda çok değişti. Nasıl değerlendiriyorsun bu değişimi?

Bence iyi fakat olumsuz tarafları da var. Örneğin hızlı tüketim ve sosyal medyanın bize dayattıkları. Daha fazla üretmelisin daha fazla paylaşmalısın gibi örnekler. Mesela ben de bir ara buna dahil oldum. Fakat baktım işin tadı kaçıyor, görsel olarak işlerim beni tatmin etmiyor, uzaklaştım.

Yani kısaca hızlı tüketim işin tadını ve ruhunu kaçırıyor. Benim fikrim bu. Ama tabi bir yerde de bu bir iş. Belli kaygılar güdüyoruz ve bunun doğrultusunda en uyumlu hale kendimi sokmaya çalışıyorum.

Türkiye’deki dövme sektörüyle ilgili fikrin nedir peki? Ne durumdayız?

Ben sektör olarak iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyorum. Mesela Cebecizade Emre, Danny Garcia ve onun ekolünden gelen insanlar Türk kültürünü dövme- lerinde çok iyi kullanıyor.

Türkiye’deki favori dövmecilerin kimler peki?

Taner Arslan, Danny Garcia, Hakan Gerçek, Emre Cebeci, Emrah Özhan, Okan Uçkun.

Beni söyleme böyle röportajı yaparken ayıp olmasın diye söylüyorsun gibi oluyor. 🙂 Peki son olarak dövmeci olmakla mutlu musun? Türkiye’de dövmeci olmak nasıl bir şey?

(Yaklaşık yarım saatlik diğer meslekler ve sabah erken uyanıp işe gitmeme üzerine devam eden bir konuşmanın ardından varılan sonuç iyi.)

♦bunnykingx instagram♦

 

 

 

Tags:

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads