Streç Film – The Blindspot ya da Hatırlamak ve Unutmak Üzerine Bir Dövme Ritüeli

Yazan: Hande Öçalan

Çizen: Hüseyin Sandık

Dövme yaptırmamızın asıl sebebini hiç düşündük mü? Vücudumuza yakışacağına inandığımızdan mı? Belki de her gün takıp çıkarmak zorunda kalmadan bedenimizde duracak güzel bir aksesuar olarak gördüğümüzden. Tutkuyla bağlı olduğumuz bir şeyi aynı tutkuyla üzerimizde hayat boyu taşıyacak olma fikrinin romantikliğinden. Veya fazla romantik halimizi biraz daha sert bir kabuğa çevirme isteğinden. Kimi zamansa hızlı ve fazla düşünülmeden verilmiş, katalogdan seçilen hevesli bir karardan ibaret oluyor bu sebep.

Ama tüm bu sebeplerin özünde, bir şeyleri hatırlamak veya unutmak yatıyor aslında. Hayatımız boyunca gözümüzün önünde duracağını bildiğimiz bir resmedişi, ya her baktığımızda bize bir şeyleri hatırlatsın ya da bize göz kırptığında bazı şeyleri unuttursun diye istiyoruz. Kötü geçirilmiş bir dönemin ardından yaptırılmış bir dövme, kendimizi iyi hissetmemize sebep olabiliyor ya da bir anlamda bize güç veren toparlayıcı bir unsur, bir moral kaynağı rolü oynayabili- yor. Tam da istediğimiz gibi, unutmamızı sağlıyor.

Hiç unutmak istemediğimiz bir anı ya da anımızı resmeden dövmelerimizse hafızamıza destek atıyor, her daim yanımızda olacak şeyleri simgeliyor ve bilinç üstümüzde tutuyor. Bize yapılanı veya yapılmayanı, o çok sevdiğimiz aile bireyimizi ya da lisedeyken başımıza gelen komik bir kazayı hatırlamamızı sağlıyor.

Bu bağlamda dövmemiz, bir bakıma hafızamızın temsiline dönüşüyor ve herkeste değişiklik gösteriyor. Herkesin sebebi ya da sebepsizliği, bilincimizi temsil ediyor ve vücudumuzda sessiz sedasız ama güçlü mü güçlü, etkili mi etkili, günün sonunda her soruya karşılık niteliğinde bir hikayesi olan bir dövmeye dönüşüveriyor. Unutmamız muhtemel tüm anıları ve hayatımıza dair belirli kesitleri, ileriki yıllara taşımak için belki de en doğru yöntem gibi görünmüyor mu? Yarın bir gün hafızamız zayıfladığında veya anlatacağımız o hikaye artık eskisi kadar ilgi çekici olmadığında bizi ileriye taşıyıp ölümsüzleştirecek bir simge.

2015 yılında yayınlanmaya başlanan Amerikan suç draması The Blindspot da bu hafıza ve dövme ikileminde bir hikaye anlatıyor.

Times Square’in ortasında bir bavulun içinde bulunan, her tarafı dövmelerle kaplı çırılçıplak bir kadınla başlıyor hikaye. Hafızasını kaybetmiş bir halde yolun ortasında bulunan kadın kahramanımızın üzerinde polislerin ilk dikkatini çeken, bir FBI dedektifinin isminin dövmesi oluyor. İsmi, kimliği meçhul kadının üzerine işlenmiş olan ve olay araştırmasının devredildiği FBI dedektifi ise işe tüm bu dövmelerin anlamlarını araştırıp, izlerini sürmekle başlıyor.

Karşılarındaki kadının bir suçlu mu bir kurban mı olduğundan bir haber sürdürülen araştırmayla birlikte, kadının hafızasının yerine getirtilmesine de uğraşılıyor. Tıbbi tedavi sürecinin yanında, ani hatırlama nöbetleri ve bir yığın şifre çözümleme işlemine de tabi tutulan kahramanımız, kişisel bir yolculuğa çıkarken, etrafındakilerin ilk işi ise devlet baskısı altında bir dedektiflik oyununa soyunmak oluyor.

Hafızasının yerinde olmamasından ve kim olduğuna dair en ufak bir fikri olmamasından mütevellit, kadın karaktere FBI tarafından kimliği belirsiz kadın maktulleri belirlemek için kullanılan Jane Doe ismi koyuluyor. (Erkeklerde de bu isim John Doe olarak kullanılıyor.) Jane bu süreç boyunca bir suç hikayesinin neresinde durduğunu kavramaya çalışırken, aslında ilk etapta kim olduğunu, sebebi belirsiz bir şekilde nasıl 6-7 farklı dil bildiğini ve neden bir CIA ajanında olabilecek düzeyde yeteneklerle bezendiğini öğrenmeye çalışması gerekiyor. Bir olay örgüsüne hizmet etmeyecek derecede kopuk flashback’lerle FBI’yı ve benliğini yönlendirmeye çalışıyor. Bu noktada dövmeler ise etrafındaki belki de tek güvendikleri şey. Vücudundaki tüm dövmelerin tek bir akış içerisinde herkesin merak ettiği o hikayeyi anlatabilmesi, dövmenin bir şeyler anlatma, yol gösterme ve fikir edindirme gibi yanlarını da ön plana koyarak, Jane’in vücudunu da bir bakıma dizinin baş kahramanlarından biri haline getiriyor.

Peki dövmelerin anlamı çözüldükçe ve işlenen suçlar açığa çıktıkça, baş karakterin hafızası da paralel olarak yerine gelebilir mi? Dövmeler olay örgüsünü çözmeye hizmet edebilir belki ama bir insanın hafızasını tamamıyla yerine geri getirebilir mi? Söz konusu insan istemediği sürece.

  • Show Comments (0)

Your email address will not be published. Required fields are marked *

comment *

  • name *

  • email *

  • website *

Ads

You May Also Like

Dövme üzerine bir film: Memento

Yazan: Deniz Tekin Çizen: Ethem Onur Bilgiç Film: Memento Yönetmen: Christopher Nolan Senaryo: Jonathan ...

Dövme üzerine bir film: Red Dragon

Yazan: Deniz Tekin   Film: Red Dragon Yönetmen: Brett Ratner Yazarlar: Thomas Harris, Ted ...